• DERS ÇEKİMİ / TERS YÜZ EDİLMİŞ SINIF

Üniversiteler, Z Neslinin değişen ihtiyaçlarına nasıl ayak uydurabilir?

Yazar: Tony Molloy, Avrupa İş Geliştirme Müdürü - Yükseköğretim

Günümüzün öğrenci topluluğu, tarihte ilk kez bütünüyle dijital bir dünyanın içinde büyüyerek üniversiteye gelen öğrencilerden oluşuyor. Bu öğrencilerin hiçbiri, acı verecek ölçüde yavaş olan çevirmeli internet bağlantılarını deneyimlemedi; her ekranın dokunmatik olduğunu varsayıyorlar ve MS-DOS kullanarak bir uygulama yüklemeleri istense kesinlikle şaşkına dönerler.

Peki üniversiteler evrilmekte olan bu genç zihinler topluluğunun ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak?

Üniversite piyasası için tasarlanmış ders çekimi çözümleri üretmek üzere Panopto ile birlikte çalışan Panasonic, “ters yüz edilmiş sınıf” olarak adlandırılan öğretim yönteminin teknolojik belkemiğini sunma konusunda öncü markalardan biri olmuştur.

Yazılıma, hem sunum slaytlarını hem sunumu yapan kişiyi hem de sesi aynı anda kaydetmek üzere yüksek parlaklığa sahip projeksiyonlar veya profesyonel ekran teknolojisi ile yüksek çözünürlüklü uzak PTZ kameralar eşlik ediyor; kaydedilen sunumlar daha sonra internete yüklenerek öğrencilerin erişimine sunuluyor.

Pek çok endüstri liderinin algısına göre bu sürecin sonunda pek çok öğrenci sabah saat 9’daki kuantum mekaniği dersine (benim durumumda bu hep muhasebe ve finans modülleri olurdu) gitmek yerine uyumaya devam etmenin keyfini sürecek.

Ama aslına bakılırsa Edge Hill Üniversitesi’ndeki ders çekimi uygulaması, öğrenci deneyimini başarılı bir biçimde pekiştirdi. Kusursuz bir esneklik hedeflenerek üç farklı amfi tasarlandı. Her bir amfide Panasonic lazer projektörler ve 4K uzak kameraların yanı sıra 65 inçlik tekrarlayıcı paneller ve Panopto’nun hepsi bir arada video platformları bir araya getirildi.

Edge Hill Üniversitesi’nde medya teknolojisi geliştirme müdürü olan Don Mofatt, “Derse katılımda düşüş göreceğimizden endişeleniyorduk” diyor. “Gerçekte olan ise bu durumun tam tersiydi. Derslere daha fazla öğrencinin geldiğini gördük; bizce bunun nedeni, öğrencilerin körü körüne not almaya çalışmak zorunda kalmadan bütünüyle öğretilenlere odaklanabilmeleriydi.”

Yükseköğretim kurumları, özellikle de üniversiteler rekabetçi kalabilmek adına sürekli olarak öğrenci deneyimini geliştirmeye gayret ediyor. Panasonic’in yeni araştırmasına göre ankete katılan Avrupa üniversitelerin %91’i ders çekimi sistemlerini uygulamaya koymayı planlıyor. Birleşik Krallık’ta ankete katılan üniversitelerin neredeyse tamamı, halihazırda kurdurmuş oldukları ders çekimi teknolojisinden belli düzeylerde faydalanıyorken neredeyse yarısı da önümüzdeki yıl içerisinde sistemlerini ilerletmeyi planlıyor.

Nedeni basit; artan öğrenim ücretleri nedeniyle son yıllarda üniversitelerin “aldıkları paranın karşılığını” verip vermedikleri gittikçe daha fazla incelenir oldu ve öğrenciler de eğitim deneyimlerinden her geçen gün daha fazlasını talep ediyor. Üniversiteler yarı zamanlı ve uluslararası öğrencilere de hitap etmeye çalıştığından uzaktan öğrenimin önemi de artıyor.

Panasonic’in raporuna göre ankete katılanların çeyreği de (%25) ders çekimi teknolojisini heyecan verici ve yeni bir potansiyel pazarlama aracı olarak görüyor. Pek çok üniversite denizaşırı ülkelerdeki diğer kurumlarla bağlantılar kuruyor veya uydu kampüsler inşa ediyor; bu gibi durumlarda ders materyallerinden oluşan ve tek bir tuşa basılarak erişilebilen hazır kütüphaneler oluşturuyor, bazı durumlarda da canlı yayına başvuruyorlar. Denizaşırı ülkelerde yerel bir üniversite şubesinde okumak pek çok yabancı öğrenci için Birleşik Krallık’a gitmekten daha ucuz; maceraperest Birleşik Krallık öğrencileri için artan olasılığın önüne ise yüksek harç ücretleri ve borçlar geçiyor.

Teknolojinin kalitesi arttığından artık eğitim sektörü derslerin sunumunda büyük ölçüde AV’ye bağımlı hale geldi. Bu durum, teknolojinin muhafazası açısından bir zorluk oluşturuyor; tebeşirli tahtalar ile asetatlı projeksiyonların olduğu bir dünyada asla sorun olmayan bir şey.

Şunu fark ettik ki lambalı projeksiyonlardan lazer projeksiyonlara bir geçiş yaşanıyor çünkü lazer projeksiyonlar daha iyi bir yatırım getirisi sunuyor. Panasonic’in lazer projeksiyon serisi, 20.000 saatlik bakım gerektirmeyen çalışma süresi ve uzun ömürlü parlaklık özellikleri içeren LCD ve DLP™ seçenekleri sunuyor; bu da lamba ve filtre değişimi gerektirmemesi nedeniyle lazerin daha makul bir tercih olduğunu anlamış yükseköğretim kurumları için Panasonic lazer projeksiyon serisini ideal bir tercih haline getiriyor.

Yükseköğretim kurumlarına giren yeni öğrenciler artık teknolojiyle iç içe bir eğitimden geçerek büyüyen ve teknik konularda daha bilgili olan Z Nesli; dolayısıyla yükseköğretime başladıklarında da benzer fırsatlardan faydalanmayı bekliyorlar. Tüm eğitim kurumlarının karşı karşıya olduğu zorluk, öğrencilerin materyallerle etkileşimini sürdürebilmek ve onlara en uygun öğretim yöntemlerini tespit edebilmektir.